Likya Yolu

Pafta 3: Alınca-Sidyma-Gey-Bel

Gey - Bel; Boğaziçi - Sidyma

Alınca yerleşiminde, asfalt yoldan ayrılan Likya Yolu patikası, Eren Dağı'nın batı tarafında denize bakan dik yamaç boyunca güneye doğru iner. Arı kovanlarının bulunduğu Üçkeçi mevkiinden aşağıya, Cennet Koyu'na inen patika, Likya Yolu'ndan ayrılır. Güneye doğru bir süre daha devam eden patika, yer yer taş terasların olduğu düz ovaya iner. Burada görülen ilk sarnıçtan sağa doğru ayrılan patika ile Korsan Koyu'na inilebilir. Korsan Koyu ve daha güneydeki burun boyunca Kalabantia arkeolojik yerleşimi görülebilir. Eğer işaretli Likya Yolu'ndan ayrılmadan devam edilecek olursa, bir köy evinin önünde ikiye ayrılan Likya Yolu, gidiş yönüne göre sağ tarafta Gey ve Yediburunlar yerleşimleri üzerinden Bel yerleşimi yönüne devam eder. Ovadaki bu yol ayrımından sonra, birkaç km lik keyifli ve manzaralı tırmanışın büyük kısmı asfalt yol üzerinden yapılsa da deniz manzarası ve ayrıca Akdeniz'e özgü karstik kireçtaşlarının içerisinde yetişen makilikler, bu güzergahın peyzajını oluşturur. Gey veya Yediburunlar'da bulunan marketlerde içme suyu ve diğer temel alışveriş imkanı bulunmaktadır. Gey köyünde, asfalt yoldan güneybatı yönünde ayrılan Likya Yolu, taş duvarlı tarlalar arasında güneye doğru ilerler. Birkaç km ilerledikten sonra geçilecek bir boğazın ardından, sağ (güney) tarafta, tabanda deniz olan geniş, derin bir vadinin sol yamacında, ince patikada ilerleyen Likya Yolu'nun bu bölümü oldukça keyiflidir. Vadinin merkezindeki dere yatağına kadar aşağıya inen patika, dere yatağından sonra tekrar yükselmeye başlar. Bu vadinin tamamında Akdeniz'e özgü ağaçlar; keçiboynuzu, asırlık zeytin ağaçları ile pıynar meşeleri görülür. Vadinin sonunda, doğuya doğru yönelen patika, bir boğazdan geçerek çam ormanı içerisinden Bel yerleşimine ulaşır.

Aşağıda bulunan yol ayrımından diğer yöne, kuzey taraftaki patika seçilecek olursa, ovada bulunan tüm yerleşimlerden, asfalt yola paralel bir şekilde geçerek Boğaziçi yerleşiminden güneye, Dodurga yönüne doğru yönelir. Ovada yaşayanlar geçimlerini, bu bereketli topraklarda tarım yaparak sağlamakta olduğundan, ova boyunca çok çeşitli ağaçlar, meyve bahçeleri, ekinlik, zeytinlikler, özellikle bahar aylarında özel görünüme sahiptir. Dodurga yerleşiminden batıya doğru birkaç km mesafede bulunan Sidyma antik kenti, bölgede bulunan en büyük arkeolojik yerleşimlerden birisidir. Sidyma kentinden güneybatı yönüne doğru devam eden patika, dere yatağından sonra birkaç tepenin yamacından dolanarak Bel yerleşimine ulaşır. Bu ikinci güzergah üzerinde Boğaziçi, Dodurga ve Bel yerleşimlerinde market bulunur.

Gey yerleşiminde, denize bakan tepenin başında konaklama imkanı sağlayan işletme, Bel yerleşiminde ise yerel halkın sağladığı imkanlarla çadırlı konaklama imkanı vardır. Bel yerleşiminden güneye doğru devam eden Likya Yolu, toprak araç yolu üzerinden bir süre devam ederek Belceğiz'e ulaşır.

Paftada gösterilen market yerleri ve köy yerleşimlerinin dışında, sadece Bel yerleşiminde bulunan çeşmeden içme suyu temin edilebilir.

SIDYMA

Fethiye’ye 55 km olan Sidyma’nın eski tarihi pek bilinmemekle beraber Roma Devri’nde büyük gelişme gösterdiği bilinmektedir. Bu gelişme Bizans Çağı’nda devam etmiştir. Roma Çağı’ndaki gelişmenin nedeni İmparator Marcus’tur. Marcus (450 – 457), daha imparator olmadan Perslere karşı yapılan savaşta Lykia Bölgesi’nde hastalanır, Sidyma’da bırakılır ve Sidymalı iki kardeşin evine yerleşir. Marcus, iyileştikten sonra kardeşlerden biri ona sorar: “Eğer imparator olsaydın bize nasıl bir iyilik yapardın?” Marcus da “Bu olması imkansız olay olsaydı sizi şehrinizin en önde gelen kişileri yapardım.” diye yanıtlar. Daha sonra II. Theodosius’un ölümü üzerine tahta geçen Marcus sözünde durur ve Sidyma’dan ilgisini eksik etmez; kendisine bakan bu kişileri yüksek makamlara getirir.

Köyün kuzeyinde bulunan akropol iki bölüm halindedir. Güneydoğu eteği boyunca 365 m uzunluğunda, yer yer 3 m yükseklikte erken döneme ait bir duvar uzanmakta; Sidyma’nın erken dönemde de var olduğunu kanıtlamaktadır. Bu duvarın doğu ucu polygonal biçimde yapılmış olup burada kapı ve gözetleme kulesi de bulunmaktadır. Buranın biraz ilerisinde 6 oturma sırası belli olan ve daha geç dönemde yapılmış tiyatro gezilebilir. Diğer kalıntılar toprak altında kalmıştır. Sur, sonraki devirlerde de kullanıldığı için yer yer harçlı duvarlar ve kuleleri ile görülmektedir. Akropolde, birkaç küçük kalıntı sarnıçlardan başka eser görülmez. Asıl ören yeri, bu akropolün kuzey eteğindeki vadide bulunmaktadır. Sidyma’nın güneybatı tarafına yakın yerde, 9 m yükseklikte bir yapı bulunmaktadır ki birçok devirde kullanılmış bir mezar yapısıdır.
Köyün ortasında, sütunları esas yerinde duran stoanın, bulunan kitabesinde, Cladius zamanında (41 – 54) yapıldığı ve ona armağan edildiği anlaşılmaktadır. Stoanın güneyinde, şimdi düz bir alan halindeki agora, kuzeyinde ise yine Cladius döneminde yapılan ve cella duvarlarının kuzey kısmından birazı ayakta kalmış 9 m uzunlukta bir tapınak yer alır. Bu tapınak imparatorlara ve Artemis’e adanmıştır. Harabenin üzerine yapılan köy evleri nedeniyle bazı kalıntılar zor seçilebilir hale gelmiştir.

Bu sayfanın hazırlanmasında İlhan AKŞİT’in “Işık Ülkesi LYKİA” kitabından yararlanılmıştır.

  • Pafta 3: Alınca-Sidyma-Gey-Bel
  • Pafta 3: Alınca-Sidyma-Gey-Bel
  • Pafta 3: Alınca-Sidyma-Gey-Bel
  • Pafta 3: Alınca-Sidyma-Gey-Bel
  • Pafta 3: Alınca-Sidyma-Gey-Bel
  • Pafta 3: Alınca-Sidyma-Gey-Bel